Tem 22

Astronomi ve Astronomi Tarihi

Astronomi, gezegenler, yıldızlar vb. gök cisimlerini inceleyen bilim dalıdır. İlk medeniyetlerden itibaren gökyüzü insanlarda hep merak uyandırıcı bir alan olarak görülmüştür. Gökkürenin hareketleri, Güneş’in doğumu ve batımı, Ay’ın ortaya çıkması her insan için merak uyandırıcı olaylar olarak görülmektedir.

Bu yazımızda Astronomi’nin tarihine yolculuk yapacağız. Hazır olun, yolculuğumuza milattan önce 2000 yılı ile başlıyoruz. M.Ö. 2000’li yılarda Babilliler gökyüzünde beliren çok sayıda yıldızın gözlemlerini yapmışlar hareketlerini incelemişlerdir. Burada şöyle düşünebiliriz, ilk medeniyetler teknolojik araçlar olmadan nasıl gözlem yapmışlardır. Evet, mantıklı. O dönemlerde teknolojik araçların bulunmaması aslında bir yandan dönemin sakinleri için avantaj niteliğindeydi. Teknolojik araçların olmaması bir nevi kirlilik olmadığı anlamına gelir. Peki ne tür bir kirlilik. Bugünkü Dünya şartlarında ki ışık kirliliği buna en büyük örnektir. Günümüzde özellikle şehir merkezlerinde gökyüzünde ki yıldızları rahatça çıplak gözle göremememizin en büyük kaynağı var olan çok fazla ışık kaynağıdır. Konumuza dönecek olursak, Babilliler gözlemleri sonucunda yıldızlara gördükleri şekillere göre hayvan isimlerini atfetmişlerdir. Merkür ve Venüs’ü gözlemlemişler, Venüs’ün evreler barındırdığını keşfetmişler ancak bunların birer gezegen olduklarını ve evrelerini açıklayamamışlardır. Bu gözlemin açıklanması Galileo zamanına kadar bir nevi askıda kalmıştır diyebiliriz.

Babilliler’den sonra Mısırlılar’da Astronomi ile ilgilenmişlerdir ancak Astronomi alanında çok ilerleri olmadıkları aşikardır. Mısırlılar Ay ve evrelerini gözlemlemişlerdir. Astronomi’de geride kalsalar da Matematik ve Geometri alanında bir dahi oldukları şüphesizdir.

M.Ö. 2300 yılında Çin’liler Ay ve Güneş tutulmaları ve kuyruklu yıldız gözlemlerinde bulunmuşlar ve bunları kayıt altına almışlardır. Ay ve Güneş tutulmaları gözlemlerini çok iyi yapmışlar ve bu konuda o kadar ilerlemişlerdir ki bizim bugün teknolojik cihazlarla gözlemlediğimiz güneş lekelerini M.Ö. 2300 yıllarında gözlemlemiş ve kayıt altına almışlardır. Bugün bile teknolojik bir araca sahip olmadan bu gözlemi nasıl yaptıkları hakkında bir açıklama yapamıyoruz.

Eski Yunan’lar da Astronomi biliminin temelini Babillilerin yaptığı gözlemler ve kayıtlar oluşturmaktadır. Neredeyse diğer tüm medeniyetler gök olaylarını araştırmışlar ancak nedenleri üzerinde durmamışlardır. Eski Yunan’lar, gök olaylarından çok bu gök olaylarının nedenlerini araştırmışlardır. Hatta öyle ki ilk evren modelleri bu dönemde oluşturulmuştur. Evren de mükemmel bir hareket olduğunu tanımlamışlardır. Onların bahsettikleri bu mükemmel hareket Fizik’ten bildiğimiz düzgün dairesel harekettir.

Eski çağlarda evren modelleri, ‘Yer Merkezli Evren’ modeli olarak kayda geçmiştir. Eski çağlar da yaşayan filozoflar evrenin hareket halinde olduğunu ve bu hareketin merkezinde Dünya’nın bulunduğunu düşünmüşlerdir. Batlamyus bu konuda çizimler yapmış ve ‘Yer Merkezli Evren’ modelini oluşturmuştur.

Adsız

Batlamyus

Adsız.png1

                 Yer Merkezli Eylem Modeli

Bu durum, bugünkü Bilim’i düşündüğümüzde doğru bilinen bir yanlış yani Bilimsel bir mitti. Ta ki Kopernik’e kadar bu yanlış doğru bilinmeye devam etti. Kopernik, Dünya’nın ve gezegenlerin Güneş etrafında belli bir yörüngede hareket ettiğini keşfetti ve ‘Güneş Merkezli Evren Modeli’ oluşturdu. Maalesef o dönemde halk ve dönemin yöneticileri Kopernik’e inanmak yerine onu suçlu görmüşlerdir.

Adsız.png3

Nicolaus Copernicus

Adsız.png4

Güneş Merkezli Evren Modeli

Teleskobun Galileo tarafından keşfedilmesinden sonra, Galileo aslında Copernicus’un haklılığını bir nevi ispatlamış oldu. Galileo, teleskopu ile yaptığı gözlemleri kaydetti ve aslında Dünya’nın değil de Güneş merkezli evren modelinin doğruluğunu kanıtlamış oldu. Galileo, bu gözleminin yanı sıra Jüpiter’in 4 uydusunun olduğunu keşfetti. Ay’ın haritasını yaparak yüzey şekillerini isimlendirdi. Venüs’ün evrelerini gözledi. Samanyolunun yıldızlardan oluştuğunu gördü. Satürn gezegenini kenarında çıkıntılar olduğunu gözledi (halka olduğunu fark edemedi). Güneş lekelerinin gözlemlerinden, Güneş’in 26 günde bir dönme hareketi yaptığını buldu.

Bugün artık elimizde mevcut olan teknoloji ile bundan çok daha fazlasını gözlemleyip araştırabiliyoruz. Sadece Samanyolu Galaksisini değil diğer galaksileri de gözlemleyebiliyoruz. Yalnızca Güneş Sisteminde ki gezegenleri değil öte gezegenleri gözlemliyor, onlar hakkında yorum yapabiliyoruz. Hatta, yeni bir ev gezegen arayışındayız…

Kaynakça:

Astronomi Ders Notları, Prof. Dr. Başak KOŞAR KIRCA

PlanetYazar: @SultanKIŞ

 

About the Author:

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: