May 14

0 VE 1′ LERDEN OLUŞAN BİR BİLGİSAYAR SİMÜLASYONU MUYUZ?

Evrenin sonu hakkında çok fazla söylenti olmasına rağmen oyuncuları, kurgusu ve senaryosu belli olan bir çeşit oyundan ibaret mi olduğu düşüncesi ilk olarak 1940’lı yıllarda ilk programlanabilir bilgisayarı icat eden Konrad Zuse tarafından ortaya atılmıştı. Başta oldukça garipsenen ve hatta önemsenmeyen bir fikir olarak görülmüştü. Ancak bu fikri sonralarda kabul eden pek çok felsefeci ve bilim insanı olmuştu.

tyre

Şimdi, bu fikrin 20. yüzyıl ile 21. yüzyıl arasındaki savunucularının söylediklerine göz atalım.

İlk olarak sizlerle, o zamanlarda yapılan birkaç önermeyi paylaşacağım.

  • ‘’Evren bir bilgisayar gibi işliyor.’’
  • ‘’Kendi vücudumuzdan, elimizde tuttuğumuz kitaba kadar her şey aslında bir bilgisayar simülasyonudur.’’
  • Fiziğin temelleri ile dijital bilgisayarlar arasındaki uyum, evrenin bilgisayar mantığıyla çalıştığını ve fiziğin dijital olduğunu gösterir.’’

Yani bu önermelere deneysel desteği sunabilmek için fizik yasalarını örnek göstermişlerdir.

Birkaç önermede günümüzden verecek olursak;

  • ‘’40 yıl önce oyun konsollarında ‘pong’ oyunu vardı. İki çizgi ve nokta arasında gidip gelen bir top. 40 yıl sonra, şimdi milyonlarca insanın aynı anda oynadığı fotoğraf gerçekliğinde 3B simülasyonlar yapıyoruz. Ve bu her yıl daha da gelişiyor. Böyle giderse oyunları ‘gerçekten’ ayıramayacağız.’’
  • ‘’Gerçek Dünya’da yaşama şansımız milyarda bir. Belki de simülasyonda yaşıyoruz diye sevinmeliyiz.’’
  • ‘’Bir uygarlık ilerlemeyi durdurursa beklenmedik bir felaket o uygarlığı yeryüzünden silebilir. Bu durumda ya gerçekten ayırt edilemeyen simülasyonlar oluşturacağız veya uygarlık yok olacak.’’

20001 yılında Oxford Üniversitesi’nden transhümanist filozof Nick Bostrom bir makale yayınladı. ‘’Bir bilgisayar simülasyonunda mı yaşıyoruz?’’ Bu makaleden sonra insanlar tekrar kendini düşünmeye verdi. Bilim insanlarını ve filozofları doğa yasalarının bilgisayar kodları olabileceğini düşünmeye itti.

Aslında evren hakkında düşündüğümüz her şey yanlış mı ? Gerçekten dijital bir temele dayandırılan 0 ve 1’lerden mi ibaretiz? Bunlar doğruysa ve yarın evren bilgisayarı kapatılırsa ne olacak?

xz

Bostrom’a göre ‘’Bir şeyin simülasyonunu yapmak gerçeğini yapmaktan kolaydır. İşte bu yüzden bizim gerçek bir evrende yaşıyor olma ihtimalimiz istatistiksel açıdan çok düşük.’’ diyor. Ancak Richard Feynman’a göre ‘’İnsan zihni insan beyninden bağımsız olamaz. Bu yüzden evren simülasyon olamaz. Çünkü içindeki insanların zihnini taklit edemezsiniz.’’ diyor.

Şimdi sizlere bu bağlamda ortaya atılan evren teorilerinden bahsetmek istiyorum;

1- Ekpyrotic Evren: Bu görüşe göre yaşadığımız evren ne bir ilk ne de son olacak. Daha yakın tarihli araştırmalar düşünceyi destekleyen kanıtlar ortaya koydular. Eğer evrenimiz, bir önceki evrenin daralmasıyla oluşan ardıl bir evrense, her yeni evren bir öncekinin simülasyonu da olabilir.

2-Beyaz Delikler: Bu teoriye göre eğer kara delikler varsa, onların tam tersi şeklinde işlev gören beyaz delikler de olmak zorundadır. Kara delikler nasıl etrafındaki cisimleri içlerine çekiyorlar, tüm ışığı soğuruyorlarsa; beyaz delikler, içlerine hiçbir şey çekmiyor, sürekli olarak ışık saçıyorlar. Farkındaysanız neredeyse her şeyin madde-anti madde bileşimi varken kara deliklerin yok. Simülasyon teorilerinde beyaz delikler, içerisinde yaşadığımız varsayılan evrenin bir simülasyon olduğunu ele alıyor.

3-Ürkütücü Eylem Teorisi: Temel olarak, milyonlarca ışık yılı mesafede dursalar bile, iki parçacığın aslında birbirlerine sürekli bağlı olduğu düşüncesi üzerine kuruludur. Birinde oluşan değişiklik, eş zamanlı olarak diğerini de etkileyecektir.

Bu düşünce de evrenimizin olası kopyaları olduğu düşüncesini oluşturur. Böylece var olan, içerisinde yaşadığımız evrenin tek gerçeklik olduğu düşüncesinden koparız.  Yani aslında ikiz kardeşlerden birinin canı yandığında diğerinin de yandığının söylenmesi gibi..

4-Hologram Teoirisi: Simülasyon görüşlerine en çok uyum sağlayan teoriye geldik. Gördüğümüz ve deneyimlediğimiz her şeyin aslında birer yanılsama olduğunu açıklayan bu teori, çevremizdeki üç boyutlu gerçekliğin, hiç görmediğimiz 2 boyutlu bir yüzey üzerinde kodlandığını açıklar. Yani doğrudan birer bilgisayar programı içerisinde yaşadığımız söylenir.

Buna örnek olarak meşhur Tupac hologramını verebilirim;

cds

https://www.youtube.com/watch?v=uJE8pfPfVRo

5- Çoklu Evren Teorisi: Einstein’ın ürkütücü eylem teorisine benzeyen çoklu evren teorisi, daha fazlasını konu edinir. Teoriye göre içinde yaşadığımız evren dahil olmak üzere çok sayıda eş zamanlı evren vardır. Stephen Hawking’e göre bu teoriyi kanıtlamak imkansız.

Tüm bunlara ek olarak simülasyonda yaşadığımızı düşündüren sürekli yaşadığımız dejavular, gerçekliğini merak ettiğimiz rüyalar ve başkaları tarafından izlendiğini hissetmek gibi örnekler de var.

Sonuç olarak, henüz simülasyon teori net bir şekilde doğru mu, simülasyonun içindekiler bizler miyiz yoksa simülasyonu yönetenler mi belli olmamasına ve hatta bu teoriyi savunan ve savunmayan bir çok bilim insanı olmasına rağmen ben bu durumun yakın zamanda açıklığa kavuşacağını düşünüyorum…

Planet Yazar: @GözdeDOĞRU

About the Author:

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: